Talak Suresi

1 - Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

2 - Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun, yahut güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahidliği Allah için yapın. İşte Allah'a ve son güne inanan kimseye öğütlenen budur. Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu yaratır.

3 - Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

4 - Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz (iddetlerinin nasıl olacağında tereddüt ederseniz), onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

5 - Bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.

6 - O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

7 - Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah bir kişiye ne vermişse ancak onu teklif eder. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

8 - Nice kent var ki Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine başkaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş şekilde azab ettik.

9 - İşlerinin vebalini tattılar. İşlerinin sonucu tam bir hüsran olmuştur.

10 - Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan akl-ı selim sahipleri! Allah'tan korkun, Allah size bir uyarıcı gönderdi.

11 - Size Allah'ın açık açık âyetlerini okuyan bir elçi (gönderdi) ki inanıp faydalı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gerçekten ne güzel rızık vermiştir.

12 - Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah'ın her şeye kâdir olduğunu ve Allah'ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz.

Tahrim Suresi

1 - Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.

2 - Allah size yeminlerinizi çözmeyi meşrû kılmıştır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yönetendir.

3 - Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi.

4 - Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin iyileridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır.

5 - Eğer o sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir.

6 - Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.

7 - (İnkâr edenlere): "Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz." (denilir.)

8 - Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.

9 - Ey Peygamber! Kâfirler ve münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de kötüdür!

10 - Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hıyanet ettiler. (Kocaları,) Allah'tan hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi girenlerle birlikte siz de ateşe girin!" denildi.

11 - Allah, inananlara da Firavun'un karısını örnek gösterdi. O şöyle demişti: "Rabbim! Bana yanında cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar!"

12 - Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.

Mülk Suresi

1 - Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.

2 - O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.

3 - O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?

4 - Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

5 - Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.

6 - Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek yerdir o!

7 - Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

8 - Az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: "Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

9 - Derler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz." dedik.

10 - Ve derler ki: "Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!"

11 - Böylece günahlarını itiraf ederler. (Artık) o çılgın ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsunlar!

12 - Fakat daha görmeden Rablerinden korkanlar var ya, işte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

13 - Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki, O, göğüslerin özünü bilir.

14 - Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

15 - O size yeri boyun eğer kıldı. Haydi onun omuzlarında (dağlarında, tepelerinde) yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.

17 - Yoksa siz, gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Tehdidim nasılmış bileceksiniz.

18 - Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama beni inkâr nasıl oldu?

19 - Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân'dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir.

20 - Rahmân olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar, ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.

21 - Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verecek olabilen kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.

22 - Şimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa dosdoğru yolda yürüyen mi?

23 - De ki: "Sizi yaratan, size kulaklar gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!"

24 - De ki: "Sizi yerden üreten O'dur ve O'na toplanıp götürüleceksiniz."

25 - (Onlar): "Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar

26 - De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

27 - Onu yakın görünce inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi.

28 - De ki: "Baksanıza, eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse, yahut bize merhamet etse, kâfirleri acı bir azabdan kim kurtarabilir?

29 - De ki: "O çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."

30 - De ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akarsu getirebilir?"

Kalem Suresi

1 - Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.

2 - Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.

3 - Kuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var.

4 - Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.

5 - Sen de göreceksin, onlar da görecek.

6 - Hanginizde imiş o fitne ve cinnet.

7 - Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur.

8 - O halde, yalanlayıcılara itaat etme.

9 - Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

10 - Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,

11 - Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

12 - Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,

13 - Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,

14 - Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).

15 - Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.

16 - Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız.

17 - Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

18 - İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).

19 - Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da,

20 - Bahçe simsiyah kesiliverdi.

21 - Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:

22 - "Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye.

23 - Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.

24 - "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı.

25 - (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.

26 - Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler .

27 - "Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler).

28 - İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?"

29 - "Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler).

30 - Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.

31 - Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız.

32 - Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız.

33 - İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi.

34 - Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır.

35 - Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç?

36 - Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?

37 - Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz?

38 - O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı?

39 - Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

40 - Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?

41 - Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler.

42 - O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler.

43 - Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.

44 - Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

45 - Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.

46 - Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

47 - Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?

48 - Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

49 - Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

50 - Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı.

51 - O kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar.

52 - Halbuki o âlemler için bir öğüttür.

Hakka Suresi

1 - Bir isteyen, olacak azabı istedi.

2 - Kâfirler için onu savacak yok.

3 - O, derece ve makamların sahibi Allah'tandır.

4 - Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.

5 - O halde güzel bir sabır ile sabret.

6 - Çünkü onlar onu uzak görürler.

7 - Biz ise onu yakın görüyoruz.

8 - O gün gök erimiş bir maden gibi olur.

9 - Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.

10 - Dost dostun halini soramaz.

11 - Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

12- Eşini ve kardeşini,

13 - Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,

14 - Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.

15 - Hayır, o alevlenen bir ateştir.

16 - Derileri kavurur, soyar.

17 - Çağırır, sırtını dönüp gideni,

18 - Mal toplayıp kasada yığanı,

19 - Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.

20 - Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.

21 - Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.

22 - Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.

23 - Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.

24 - Onların mallarında belli bir hak vardır,

25 - Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

26 - Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.

27 - Rablerinin azabından korkarlar.

28 - Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.

29 - Onlar ki ırzlarını korurlar.

30 - Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.

31 - Bundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır.

32 - Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.

33 - Şahitliklerinde dürüsttürler.

34 - Namazlarına devam ederler.

35 - İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.

36 - Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar:

37 - Sağdan ve soldan bölük bölük.

38 - Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

39 - Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.

40 - Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.

41 - Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.

42 - O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.

43 - O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.

44 - Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.

Mearic Suresi

1 - Bir isteyen, olacak azabı istedi.

2 - Kâfirler için onu savacak yok.

3 - O, derece ve makamların sahibi Allah'tandır.

4 - Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.

5 - O halde güzel bir sabır ile sabret.

6 - Çünkü onlar onu uzak görürler.

7 - Biz ise onu yakın görüyoruz.

8 - O gün gök erimiş bir maden gibi olur.

9 - Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.

10 - Dost dostun halini soramaz.

11 - Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

12- Eşini ve kardeşini,

13 - Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,

14 - Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.

15 - Hayır, o alevlenen bir ateştir.

16 - Derileri kavurur, soyar.

17 - Çağırır, sırtını dönüp gideni,

18 - Mal toplayıp kasada yığanı,

19 - Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.

20 - Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.

21 - Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.

22 - Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.

23 - Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.

24 - Onların mallarında belli bir hak vardır,

25 - Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

26 - Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.

27 - Rablerinin azabından korkarlar.

28 - Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.

29 - Onlar ki ırzlarını korurlar.

30 - Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.

31 - Bundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır.

32 - Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.

33 - Şahitliklerinde dürüsttürler.

34 - Namazlarına devam ederler.

35 - İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.

36 - Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar:

37 - Sağdan ve soldan bölük bölük.

38 - Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

39 - Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.

40 - Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.

41 - Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.

42 - O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.

43 - O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.

44 - Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.

Nuh Suresi

1 - Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, "kavmine acı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye.

2 - Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".

3 - Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."

4 - "Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).

5 - Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."

6 - "Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."

7 - "Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."

8 - "Sonra ben onları açık açık çağırdım."

9 - "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "

10 - "Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır."

11 - "Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."

12 - "Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."

13 - "Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"

14 - "Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır."

15 - "Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?"

16 - Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış.

17 - Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.

18 - Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.

19 - Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.

20 - Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.

21 - Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler."

22 - "Büyük büyük tuzaklar kurdular."

23 - Dediler ki: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."

24 - Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.

25 - Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.

26 - Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."

27 - "Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."

28 - "Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."

Cin Suresi

1 - Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi. Şüphesiz biz, hayret verici bir Kur'ân dinledik.

2 - O Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.

3 - Doğrusu, Rabbimizin şanı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk.

4 - Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.

5 - Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız.

6 - Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı.

7 - Doğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek.

8 - (Cinler, dediler ki): "Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk."

9 - "Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

10 - "Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

11 - Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.

12 - "Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."

13 - "Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden."

14 - "Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır."

15 - Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.

16 - Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.

17 - Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.

18 - Mescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.

19 - Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

20 - De ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam"

21 - De ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiliğimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gösterebilirim."

22 - De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınacak bulamam."

23 - "Benim yapabileceğim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir." Artık kim Allah'a ve onun elçisine baş kaldırırsa, ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.

24 - Kendilerine vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az olduğunu bileceklerdir.

25 - De ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar.."

26 - O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

27 - Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.

28 - Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.

Müzzemmil Suresi

1 - Ey örtünen! (Peygamber)

2 - Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).

3 - Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.

4 - Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.

5 - Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).

6 - Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.

7 - Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.

8 - Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.

9 - O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.

10 - Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.

11 - O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.

12 - Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.

13 - Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.

14 - O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.

15 - Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.

16 - Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.

17 - Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?

18 - O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.

19 - İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

20 - Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Müddessir Suresi

1 - Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!

2 - Kalk artık uyar.

3 - Sadece Rabbini yücelt.

4 - Elbiseni temizle.

5 - Pislikten sakın.

6 - Yaptığını çok görerek başa kakma.

7 - Rabbin için sabret.

8 - O sûra üflendiği zaman,

9 - İşte o gün pek zorlu bir gündür.

10 - Kâfirler için hiç kolay değildir.

11 - Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

12 - Hem ona bol servet verdim.

13 - Hem göz önünde oğullar verdim.

14 - Hem ona büyük imkânlar sağladım.

15 - Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.

16 - Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

17 - Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

18 - Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.

19 - Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

20 - Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

21 - Sonra baktı.

22 - Sonra kaşını çattı, surat astı.

23 - Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

24 - "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

25 - "Bu, sadece bir insan sözüdür."

26 - Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.

27 - Bilir misin sen, nedir o sekar?

28 - Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.

29 - Durmadan derileri kavurur.

30 - Üzerinde ondokuz (melek) vardır.

31 - Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

32 - Hayır, andolsun aya,

33 - Döndüğü an o geceye,

34 - Ve açtığı sıra o sabaha.

35 - Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.

36 - Uyarmak için insanları..

37 - İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..

38 - Her nefis kendi kazancına bağlıdır.

39 - Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.

40 - Onlar cennettedirler, sorup dururlar.

41 - Suçluların durumunu.

42 - "Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.

43 - Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."

44 - "Yoksula da yedirmezdik."

45 - "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."

46 - "Ceza gününü yalanlardık."

47 - "Nihayet bize ölüm gelip çattı."

48 - Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

49 - Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

50 - Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.

51 - Arslandan kaçmaktalar.

52 - Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.

53 - Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

54 - Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.

55 - Dileyen onu düşünür.

56 -Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.

Kıyamet Suresi

1 - Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.

2 - Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.

3 - İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?

4 - Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

5 - Fakat insan günahı devam ettirmek ister.

6 - O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.

7 - Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

8 - Ay tutulur,

9 - Güneş ve ay toplanır,

10 - İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.

11 - Hayır, hayır, yok bir siper.

12 - O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.

13 - O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

14 - Doğrusu insan kendi nefsini görür,

15 - Bir takım özürler ortaya atsa da.

16 - Onu hemen okumak için dilini depretme.

17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

18 - O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.

19 - Sonra onu açıklamak da bize aittir.

20 - Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da

21 - Ahireti bırakıyorsunuz.

22 - Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.

23 - Rabbine bakar.

24 - Yüzler de var ki o gün asıktır.

25 - Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.

26 - Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,

27 - "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.

28 - Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.

29 - Bacak bacağa dolaşır..

30 - İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.

31 - Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.

32 - Fakat yalanladı ve döndü.

33 - Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.

34 - Gerektir o bela sana, gerek.

35 - Evet, gerektir o bela sana gerek.

36 - İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?

37 - O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?

38 - Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.

39 - Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.

40 - Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

İnsan Suresi

1 - Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.

2 - Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.

3 - Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.

4 - Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.

5 - Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.

6 - Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu.

7 - O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.

8 - Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

9 - "Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz."

10 - "Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler.

11 - Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.

12 - Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.

13 - Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.

14 - Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.

15 - Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.

16 - Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

17 - Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.

18 - Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.

19 - Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.

20 - Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.

21 - Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.

22 - (Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."

23 - Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.

24 - O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.

25 - Sabahakşam Rabbinin ismini an.

26 - Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).

27 - Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.

28 - Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.

29 - İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.

30 - Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

31 - Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.

Mürselat Suresi

1 - Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,

2 - Büküp devirenlere,

3 - Yaydıkça yayanlara,

4 - Seçip ayıranlara,

5 - Bir öğüt bırakanlara,

6 - Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,

7 - Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.

8 - Hani o yıldızlar silindiği zaman,

9 - Gök yarıldığı zaman,

10 - Dağlar savrulduğu zaman,

11 - Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,

12 - Bunlar hangi güne ertelendiler?

13 - Hüküm gününe..

14 - Bildin mi, nedir o hüküm günü?

15 - O gün yalanlayanların vay haline!

16 - Biz, öncekileri helak etmedik mi?

17 - Sonra geridekileri de onlara katarız.

18 - Biz suçlulara böyle yaparız.

19 - O gün yalanlayanların vah haline!

20 - Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?

21 - Onu sağlam bir yerde oturttuk.

22 - Belli bir süreye kadar.

23 - Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.

24 - O gün yalanlayanların vay haline!

25 - Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

26 - Gerek diriler, gerekse ölüler için.

27 - Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?

28 - O gün yalanlayanların vay haline!

29 - (Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."

30 - "Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."

31 - O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.

32 - O, saray gibi kıvılcımlar atar.

33 - Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).

34 - O gün yalanlayanların vay haline!

35 - Bugün, konuşamıyacakları gündür.

36 - Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.

37 - O gün yalanlayanların vay haline!

38 - Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.

39 - Bir hileniz varsa beni atlatın.

40 - O gün yalanlayanların vay haline!

41 - Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.

42 - Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.

43 - (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).

44 - İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

45 - O gün yalanlayanların vay haline!

46 - Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.

47 - O gün yalanlayanların vay haline!

48 - Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.

49 - Vay haline o gün yalanlayanların!

50 - Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

Nebe Suresi

1 - Birbirlerine neyi soruyorlar?

2 - O büyük haberden (kıyametten) mi?

3 - Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.

4 - Hayır, ilerde bilecekler.

5 - Hayır hayır, ilerde bilecekler.

6 - Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?

7 - Dağları da birer kazık kılmadık mı?

8 - Sizleri çift çift yarattık.

9 - Uykunuzu bir dinlenme yaptık.

10 - Geceyi bir örtü yaptık.

11 - Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.

12 - Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.

13 - İçlerine ışık saçan bir kandil astık.

14 - Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

15 - Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.

16 - Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).

17 - Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.

18 - O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.

19 - Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.

20 - Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.

21 - Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.

22 - Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.

23 - Orada çağlarca kalacaklardır.

24 - Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.

25 - Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).

26 - Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.

27 - Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.

28 - Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.

29 - Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.

30 - (Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).

31 - Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.

32 - Bahçeler var, bağlar var.

33 - Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.

34 - Dopdolu kadehler var.

35 - Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.

36 - (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).

37 - O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rah-mân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.

38 - O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

39 - İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

40 - Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."

Na'ziat Suresi

1 - Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

2 - Usulcacık çekenlere,

3 - Yüzüp yüzüp gidenlere,

4 - Yarışıp geçenlere,

5 - Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).

6 - O gün deprem sarsar,

7 - Onu ikinci bir sarsıntı izler.

8 - Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.

9 - Gözler kalkmaz saygıdan.

10 - Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?

11 - "Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"

12 - "Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.

13 - Fakat o bir tek haykırıştır.

14 - Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

15 - Musa'nın haberi sana geldi mi?

16 - Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:

17 - "Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."

18 - De ki: İster misin arınasın?

19 - Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.

20 - Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.

21 - Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.

22 - Sonra koşarak dönüp gitti.

23 - Derken adamlarını topladı da bağırdı:

24 - "Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.

25 - Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.

26 - Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

27 - Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.

28 - Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.

29 - Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.

30 - Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

31 - Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

32 - Dağlarını oturttu.

33 - Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için .

34 - Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,

35 - O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,

36 - Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,

37 - Artık her kim azgınlık etmiş,

38 - Ve dünya hayatını tercih etmişse,

39 - Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

40 - Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,

41 - Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

42 - Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.

43 - Sen nerde, onu anlatmak nerde?!

44 - Onun son ilmi Rabbine aittir.

45 - Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.

46 - Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

Abese Suresi

1 - (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

2 - Kendisine âmâ geldi, diye.

3 - Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

4 - Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.

5 - Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,

6 - Sen ona yöneliyorsun.

7 - Onun temizlenmemesinden sana ne?

8 - Ama sana can atarak gelen,

9 - Allah'tan korkarak gelmişken,

10 - Sen onunla ilgilenmiyorsun.

11 - Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.

12 - Artık dileyen onu düşünür.

13 - O, değerli sahifelerdedir.

14 - Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.

15 - Yazıcıların ellerindedir,

16 - Değerli, iyi yazıcıların.

17 - O kahrolası insan, ne nankör şey.

18 - O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

19 - Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.

20 - Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.

21 - Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.

22 - Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.

23 - Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,

24 - Bir de o insan yiyeceğine baksın.

25 - Biz o suyu bol bol döktük.

26 - Sonra toprağı nasıl da yardık.

27 - Bu suretle orada ekinler bitirdik.

28 - Üzümler, yoncalar,

29 - Zeytinlikler, hurmalıklar,

30 - İri ve sık ağaçlı bahçeler,

31 - Meyveler, çayırlar bitirdik.

32 - Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.

33 - Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,

34 - O gün kişi kaçar, kardeşinden...

35 - Anasından , babasından..

36 - Eşinden ve oğullarından.

37 - Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

38 - Yüzler var ki, o gün parıl parıl,

39 - Güler, sevinir.

40 - Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,

41 - Onları karanlık bürümüş,

42 - İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.

Tekvir Suresi

1 - Güneş katlanıp dürüldüğünde,

2 - Yıldızlar bulandığında,

3 - Dağlar yürütüldüğünde,

4 - Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

5 - Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

6 - Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

7 - Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

8 - Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

9 - "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

10 - Amel defterleri açıldığında,

11 - Gök sıyrılıp açıldığında,

12 - Cehennem kızıştırıldığında,

13 - Ve cennet yaklaştırıldığında,

14 - Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

15 - Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

16 - O akıp akıp yuvasına gidenlere,

17 - Yöneldiği an geceye,

18 - Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

19 - Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

20 - O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

21 - Orada ona itaat edilir, güvenilir.

22 - Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

23 - Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

24 - O, gayb hakkında cimri de değildir.

25 - O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

26 - Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

27 - O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

28 - İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

29 - Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

İnfitar Suresi

1 - Gök çatladığı vakit,

2 - Yıldızlar döküldüğü vakit,

3 - Denizler yarılıp akıtıldığı vakit,

4 - Kabirlerin içi dışına getirildiği vakit,

5 - Herkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir.

6 - Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?

7 - O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.

8 - Seni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

9 - Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz.

10 - Oysa üzerinizde koruyucular var.

11 - Değerli yazıcılar

12 - Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler

13 - Kuşkusuz iyiler nimet içindedirler.

14 - Kötüler de cehennemdedirler.

15 - Ceza günü ona girecekler.

16 - Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.

17 - Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?

18 - Evet, bilir misin nedir acaba o ceza günü?

19 - O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır.

Mutaffifin Suresi

1 - Eksik ölçüp tartanların vay haline!

2 - Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.

3 - Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.

4 - Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?

5 - Büyük bir gün için.

6 - Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.

7 - Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.

8 - Bildin mi sen, Siccin nedir?

9 - Yazılmış bir kitaptır o.

10 - Vay haline yalanlayanların o gün!

11 - Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.

12 - Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.

13 - Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.

14 - Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.

15 - Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.

16 - Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.

17 - Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.

18 - Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.

19 - Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?

20 - Yazılmış bir kitaptır o.

21 - Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.

22 - Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.

23 - Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.

24 - Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.

25 - Onlara damgalı saf bir içki sunulur.

26 - Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.

27 - Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).

28 - Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.

29 - Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.

30 - Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.

31 - Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.

32 - Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.

33 - Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

34 - İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.

35 - Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.

36 - Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?

İnşikak Suresi

1 - Gök yarıldığı,

2 - Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

3 - Yer uzatılıp düzlendiği,

4 - İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı

5 - Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

6 - Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.

7 - O vakit kitabı sağ eline verilen,

8 - Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

9 - Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

10 - Ama kitabı arkasından verilen,

11 - "Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak

12 - Ve alevli ateşe girecektir.

13 - Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.

14 - Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.

15 - Hayır Rabbi onu görmekte idi.

16 - Şimdi, yemin ederim o şafağa,

17 - Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,

18 - Derlendiği zaman o aya,

19 - Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.

20 - Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?

21 - Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?

22 - Aksine o nankörler yalanlıyorlar.

23 - Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.

24 - Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.

25 - Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.

Buruc Suresi

1 - Burçlar sahibi gökyüzüne,

2 - Vaad olunan o güne,

3 - Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,

4 - Kahroldu o hendeğin sahipleri,

5 - O çıralı ateşin,

6 - Hani o ateşin başına oturmuşlar,

7 - Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

8 - Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.

9 - O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir.

10 - İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

11 - İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.

12 - Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.

13 - Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.

14 - Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.

15 - Arş'ın sahibidir, yücedir.

16 - Dilediğini yapandır.

17 - O orduların kıssası sana geldi mi?

18 - Yani Firavun ve Semud'un?

19 - Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.

20 - Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

21 - Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.

22 - Levh-i Mahfuz'dadır.

Tarık Suresi

1- Andolsun o göğe ve Târık'a,

2 - Târık nedir, bildin mi?

3 - O, karanlığı delen yıldızdır.

4 - Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın.

5 - Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.

6 - Atılan bir sudan yaratıldı.

7 - O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.

8 - Elbette Allah'ın onu döndürmeye gücü yeter.

9 - O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır.

10 - İnsanın o gün ne bir gücü vardır, ne de bir yardımcısı.

11 - Andolsun o dönüşlü göğe,

12 - O yarılıp çatlayan yere,

13 - Kuşkusuz Kur'ân, ayırıcı bir sözdür.

14 - O asla bir şaka değildir.

15 - Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.

16 - Ben de hilelerine karşılık veririm.

17 - Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.

A'la Suresi

1 - Rabbinin yüce adını tesbih et.

2 - Yaratıp düzene koyan O'dur.

3 - Takdir edip hidayeti gösteren O'dur.

4 - Otlağı çıkaran,

5 - Sonra da onu karamsı bir sel köpüğü haline getiren O'dur.

6 - Bundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın.

7 - Yalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de.

8 - Seni en kolay yola muvaffak kılacağız.

9 - Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.

10 - Saygısı olan öğüt alacaktır.

11 - Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.

12 - O ki, en büyük ateşe girecektir.

13 - Sonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır.

15 - Rabbinin adını anıp namaz kılan.

16 - Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

17 - Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

18 - Kuşkusuz bu ilk sahifelerde vardır,

19 - İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde.

Gaşiye Suresi

1 - O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?

2 - Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.

3 - Çalışmış, yorulmuştur.

4 - Kızışmış bir ateşe girer.

5 - Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.

6 - Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.

7 - O da ne besler, ne de açlığı giderir.

8 - Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.

9 - Yaptığından hoşnuttur.

10 - Yüksek bir cennettedir.

11 - Orada boş bir söz işitmez.

12 - Orada akan bir kaynak,

13 - Yükseltilmiş divanlar,

14 - Konulmuş kadehler,

15 - Dizilmiş koltuklar, yastıklar,

16 - Serilmiş halılar vardır.

17 - Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?

18 - Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?

19 - Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?

20 - Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?

21 - Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.

22 - Onların üzerinde bir zorba değilsin.

23 - Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,

24 - Allah ona en büyük azap ile azap edecek.

25 - Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.

26 - Sonra da bize hesap verecekler.

Fecr Suresi

1 - Andolsun fecre.

2 - On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine).

3 - Çifte ve teke.

4 - Gitmekte olan geceye.

5 - Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?

6 - Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?

7 - Sütunlar sahibi İrem'e?

8 - Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

9 - Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?

10 - Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?

11 - Bunlar ülkelerde azmışlardı.

12 - Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.

13 - Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.

14 - Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.

15 - Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.

16 - Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.

17 - Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.

18 - Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.

19 - Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haram-helal gözetmeden.

20 - Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.

21 - Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman,

22 - Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,

23 - Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?

24 - "Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.

25 - Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.

26 - Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.

27 - Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!

28 - Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.

29 - Kullarımın arasına gir.

30 - Cennetime gir.

Beled Suresi

1 - Andolsun bu beldeye

2 - Ki sen bu beldede oturmaktasın.

3 - Ve and olsun baba ve çocuğuna.

4 - Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.

5 - İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?

6 - Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.

7 - Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?

8 - Biz ona iki göz vermedik mi?

9 - Bir dil ve iki dudak?

10 - Ona iki yolu gösterdik.

11 - Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.

12 - Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?

13 - Köle azat etmek,

14 - Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,

15 - Yakınlığı olan bir yetime,

16 - Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.

17 - Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

18 - İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.

19 - Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler.

20 - Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.

Şems Suresi

1 - Güneş'e ve onun parıltısına,

2 - Güneş'in ardından gelen Ay'a,

3 - Güneş'i açıp ortaya çıkaran gündüze,

4 - Onu örten geceye,

5 - Göğe ve onu bina edene,

6 - Yere ve onu döşeyene,

7 - Nefse ve onu biçimlendirene,

8 - Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,

9 - Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.

10 - Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir.

11 - Semud, azgınlığıyla Hakk'ı yalanladı,

12 - En azgınları ileri atılınca,

13 - Allah'ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: "Allah'ın devesini ve onun su nöbetini gözetin." demişti.

14 - Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti.

15 - Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya.

Leyl Suresi

1 - Örttüğü zaman geceye,

2 - Açıldığı zaman gündüze,

3 - Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki,

4 - Gerçekten sizin işiniz başka başkadır.

5 - Bundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa,

6 - Ve en güzel olanı doğrularsa,

7 - Biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız.

8 - Kim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür.

9 - Ve en güzeli de yalanlarsa,

10 - Onu da en zor yola hazırlarız.

11 - Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.

12 - Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir.

13 - Kuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir.

14 - Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.

15 - Ona ancak en azgın olan girer.

16 - Öyle azgın ki, yalanlamış ve sırtını dönmüştür.

17 - En çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır.

18 - O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir.

19 - Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.

20 - O ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.

21 - Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.

Duha Suresi

1 - Andolsun kuşluk vaktine.

2 - Ve sakinleştiği zaman geceye ki,

3 - Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.

4 - Ahiret senin için dünyadan iyi olacaktır.

5 - Rabbın sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.

6 - O seni yetim bulup da barındırmadı mı?

7 - Seni yol bilmez bulup yola iletmedi mi?

8 - Seni yoksul bulup zengin etmedi mi?

9 - Öyleyse sakın yetimi ezme.

10 - Dilenciyi de azarlama.

11 - Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat.

İnşirah Suresi

1 - Biz senin için (mutluluğun) göğsünü açmadık mı?

2 - Senden yükünü indirmedik mi?

3 - O senin sırtını ezen yükü.

4 - Senin şanını yüceltmedik mi?

5 - Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

6 - Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

7 - O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul.

8 - Ancak Rabbine yönel.

Tin Suresi

1 - Tîn'e ve Zeytun'a,

2 - Sina dağına

3 - Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,

4 - Biz insanı en güzel biçimde yarattık.

5 - Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.

6 - Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

7 - O halde sana dini ne yalanlatır?

8 - Allah, hakimlerin hakimi değil mi?

Alak Suresi

1 - Yaratan Rabbinin adıyla oku!

2 - O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.

3 - Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

4 - O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.

5 - İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

6 - Hayır! Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder.

7 - Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.

8 - Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.

9 - 10 - Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?

11 - Gördün mü (ne dersin?), ya o (kul) doğru yolda olur,

12 - Veya kötülüklerden sakınmayı emrederse?

13 - Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,

14 - O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?

15 - 16 - Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.

17 - O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.

18 - Biz de Zebanileri çağıracağız.

Kadir Suresi

1 - Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.

2 - Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?

3 - Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

4 - Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.

5 - O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

Beyyine Suresi

1 - Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkârlarından ayrılacak değillerdi.

2 - (Bu delil), tertemiz sayfaları okuyan, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir.

3 - O sayfalarda, en doğru hükümler vardır.

4 - Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

5 - Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.

6 - Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir.

7 - İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır.

8 - Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.

Zilzal Suresi

1 - Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,

2 - Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı,

3 - Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.

4-5 - O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır.

6 - O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır.

7 - Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.

8 - Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.