Kendisi için istediğini

Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:

Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi yahut komşusu için de istemedikçe (gerçek manada) inanmış olmaz."

Hayır getiren işler

Abdullah b. Amr'ın (r.ahm.) naklettiğine göre:

Bir zat Hz. Peygamber'e (a.s.): "İslâm'da hangi işler daha hayırlıdır?" diye sordu. (Hz. Peygamber cevaben), "Yemek yedirirsin ve tanıdığın, tanımadığın herkese selam verirsin" buyurdu.

İmanın şubeleri

Ebu Hureyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:

Hz. Peygamber (a.s.): "İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir" buyurmuştur.

Kelime-i Tevhid

Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:

Muaz b. Cebel binek üzerinde Hz. Peygamber'in arkasında iken Peygamber (a.s.) ona: "Ey Muaz!" diye nida etti. Muaz: "Buyur ey Allah'ın Resulü! Hazırım," dedi. Peygamber yine: "Ey Muaz!" buyurdu. Muaz: "Buyur! Ey Allah'ın Resulü hazırım," dedi. Hz. Peygamber tekrar: "Ey Muaz!" buyurdu. Muaz: "Buyur! Ey Allah'ın Resulü, hazırım," dedi. Allah Resulü: "Allah'tan başka İlah olmadığına ve Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna şahadet eden her kula Allah kesin olarak ateşi haram kılmıştır" buyurdu. Muaz: "Ey Allah'ın Resulü bunu insanlara haber vereyim mi ki sevinsinler?" dedi. Allah Resulü: "O takdirde (bu güvenceye) güvenerek tembellik ederler (de amel yapmazlar)" buyurdu.

Tevhid üzere ölen kimse

Ubade b. Samit'in (r.a.) rivayet ettiğine göre:

Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Her kim eşsiz, ortaksız bir tek Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, Meryem'in oğlu ve ona ilka ettiği kelimesi ve kendisinden (kendi tarafından yaratılmış) bir ruh olduğuna, Cennetin bir hakikat, ateşin bir hakikat olduğuna şahadet ederse, Allah o kimseyi Cennetin sekiz kapısının hangisinden dilerse oradan Cennete girdirecektir."

İslam esasları

İbn Ömer'in (r.ahm.) naklettiğine göre:

Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'ın tekliğini kabul etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmek."

İslam'ın Rükünleri

Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatır:

Allah Resulü'ne (a.s.) bir şey hakkında soru sormamız yasaklanmıştı.

Bundan dolayı bedeviden akıllı bir kimsenin gelmesi ve bizler dinlerken Peygamber'e soru yöneltmesi hoşumuza giderdi.

(Bir keresinde) Bedevilerden bir kimse geldi ve şöyle dedi:

"Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve, Allah'ın seni Resul olarak gönderdiğini, senin söylediğini iddia etti (doğru mu?)."

(Allah Resulü:) "Doğru söylemiştir" buyurdu. O zat, göğü yaratan kimdir? diye sordu. (Hz. Peygamber) "Allah'tır" buyurdu.

Yine o, yeri yaratan kimdir? dedi. (Efendimiz), "Allah'tır" cevabını verdi.

O zat: Bu dağları diken ve onların aralarında (bunca) yaratıkları yaratan kimdir? dedi.
Allah Resulü yine "Allah'tır" buyurdu.
Bu sefer de o zat: Semayı yaratan, arzı halk eyleyen ve şu dağları yükseltip diken Allah'a yeminle soruyorum, Seni Allah mı Resul olarak gönderdi? dedi.

Peygamber: "Evet" buyurdu. O zat: Ve elçin, gündüzümüzde ve gecemizde üzerimize beş (vakit) namaz farz olduğunu söyledi? Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu. O zat: Seni, Resul olarak gönderene yemin olsun ki: Bunları sana Allah mı emretti? dedi. Allah Resulü: "Evet" buyurdu.

O zat: Elçin mallarımıza, zekât farz olduğunu söyledi, dedi. Hz. Peygamber yine "Doğru söylemiştir" buyurdu.

O zat: Seni Resul gönderene yemin ediyorum: Bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber: "Evet" buyurdu.

O zat: Senin elçin, senemiz içinde üzerimize Ramazan ayı orucunun farz olduğunu söyledi, dedi. Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu.

O zat: Seni, Resul gönderene yemin ediyorum: Bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber: "Evet" buyurdu.

O zat yine: "Senin elçin, yoluna gücü yetene Beyt'i haccetmenin üzerimize farz olduğunu söyledi?" dedi. Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu. (Enes) der ki: Sonra da o zat: "Seni hak ile gönderene yemin olsun ki bunların üzerine ne bir arttırır, ne de bunları eksiltirim" dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.) "Eğer doğru söylüyorsa mutlaka Cennete girecektir" buyurdu.

İslam'ın Şartları

Talha b. Ubeydullah (r.a.) şöyle anlatır:

Necid ahalisinden saçı darmadağın bir kimse Allah Resulü'ne (a.s.) geldi. Uzaktan sesinin uğultusunu duyuyor, fakat ne söylediğini anlayamıyorduk. Nihayet Allah Resulü'ne yaklaştı. Anladık ki İslâm'ın ne olduğunu soruyor.

Allah Resulü de (a.s.): "Gündüz ve gecede beş namaz (var)" buyurdu. (O kimse:) Üzerimde bu namazlardan başka da var mı? diye sordu. "Hayır. Meğer ki kendiliğinden kılasın" cevabını verdi. (Allah Resulü:) "Bir de Ramazan ayı orucu" buyurdu. (O kimse:) "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. O da: "Hayır, meğer ki kendiliğinden tutasın" cevabını verdi. (Talha der ki:) Allah Resulü ona zekâtı da söyledi. (O zat yine:) "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" dedi. Yine Allah Resulü: "Hayır, ancak kendiliğinden vermen müstesnadır" buyurdu. Bunu takiben o (Necidli) adam: "Vallahi bunun üzerine ne arttırırım, ne de bundan eksiltirim" diyerek arkasına dönüp gitti. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): "Eğer doğru söylüyorsa kurtulmuştur" buyurdu.

İman, İslam ve İhsan

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatıyor:

Hz. Peygamber (a.s.) bir gün insanların arasında oturuyordu. O sırada ona bir zat geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! İman nedir?" dedi.

"Allah'a, meleklerine, kitaplarına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine inanman ve keza son dirilmeye iman etmendir" buyurdu.

İslâm nedir? dedi.
"İslâm, Allah'a kulluk etmen ve ona hiç bir şeyi ortak yapmaman, Farz namazı dosdoğru kılman, farz kılınmış olan zekâtı vermen ve Ramazanda oruç tutmandır" buyurdu.

Ey Allah'ın Resulü! İhsan nedir? dedi. "Allah'a onu görürcesine ibadet etmendir. Her ne kadar onu görmüyorsan da o seni muhakkak görür" buyurdu.

Ey Allah'ın Resulü, Kıyamet ne zamandır? dedi.

(Cevaben Efendimiz) Buyurdu ki: "Bu konuda sorulan sorandan daha çok bilgiye sahip değildir. Fakat onun alâmetlerini sana haber vereceğim:
Cariyenin efendisini doğurması, onun alâmetlerindendir.
Yalınayak ve çıplak kimseler, insanların idarecileri oldukları zaman, işte bu da onun alâmetlerindendir.
Koyun çobanları yüksek bina kurmakta birbirleriyle yarışa başladıkları zaman, işte bu da onun alâmetlerindendir. (Kıyametin vakti) Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği beş şeye dahildir."

Bundan sonra Peygamber: Kıyamet vakti hakkındaki bilgi ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez, yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez, şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır ayetlerini okudu.

Ebu Hureyre der ki:

Sonra o şahıs dönüp gitti. Arkasından Allah Resulü (a.s.): "O adamı bana geri getiriniz" diye emretti. Bunun üzerine sahabeler onu geri getirmek için aramaya başladılar, fakat bir şey göremediler.

Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): "İşte o, Cebrail'dir. İnsanlara dinlerini öğretmek için gelmiştir" buyurdu.

Peygamberin ağzından yalan uydurmak

Hz. Ali'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:


Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Benim ağzımdan yalan uydurmayınız! Her kim benim ağzımdan yalan söylerse ateşe girsin!"