Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Hz. Mu'az İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor. "İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi mineşşeytanirracim" buyurdular
Tirmizi, Da'avat 53
Tasavvuf,ebedî saadete nâil olmak için nefsi tezkiye, ahlakı tasfiye, zâhir ve batını tamir hallerinden bahseden bir ilimdir. Gerçek sufi Allah sevgisi ile safi olmuş, huzur bulmuş kimsedir.Sufiliğin iç yüzü ilâhî aşk, dış yüzü güzel ahlâktır.
Hadis Kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hadis Kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Riyasız namaz kılmak
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca (edebine uygun kılar) güzel yapar, tek başına kimsenin görmediği durumda kılınca da (edebine uygun kılar) güzel yaparsa, Allah Teâla hazretleri (onun ibadetinden memnun kalır ve:) "Bu (kulluğunu riyasız yapan) gerçek bir kulumdur" der,
KS, 7247
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca (edebine uygun kılar) güzel yapar, tek başına kimsenin görmediği durumda kılınca da (edebine uygun kılar) güzel yaparsa, Allah Teâla hazretleri (onun ibadetinden memnun kalır ve:) "Bu (kulluğunu riyasız yapan) gerçek bir kulumdur" der,
KS, 7247
Namaz
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.
Müslim, Salât 45
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.
Müslim, Salât 45
Namaz
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.
Müslim, Salât 45
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.
Müslim, Salât 45
Fetva
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
Tirmizi
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
Tirmizi
Masrafta iktisat
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Masrafta iktisat, geçimin yarısıdır. İnsanlara dostluk ve muhabbet aklın yarısıdır. ilmi soruda naziklik, samimilik ve güzellik bilginin yarısıdır.
Taberani
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Masrafta iktisat, geçimin yarısıdır. İnsanlara dostluk ve muhabbet aklın yarısıdır. ilmi soruda naziklik, samimilik ve güzellik bilginin yarısıdır.
Taberani
Kurban
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Âdemoğlu, kurban bayramı günlerinde Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.
Tirmizi, Edahi 1
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Âdemoğlu, kurban bayramı günlerinde Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.
Tirmizi, Edahi 1
Cuma günü
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.
Müslim, Cum'a 4
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.
Müslim, Cum'a 4
Allah (c.c.) rahmeti
Ebu Hureyre'nin (r.a.) ifade ettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah mahlûkatı yarattığı zaman kendi nezdinde Arş'ın üzerinde bulunan kitabına: "Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir" yazmıştır.
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah mahlûkatı yarattığı zaman kendi nezdinde Arş'ın üzerinde bulunan kitabına: "Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir" yazmıştır.
Tevbe nin kabulü
Ebu Saîd Hudrî'den (r.a.) rivayet edildiğine göre:
Allah'ın Peygamber'i (a.s.) şöyle buyurdu: "Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı ki doksan dokuz insan öldürmüştü. Bu zat, yeryüzü insanlarının en aliminin kim olduğunu sordu. Kendisine bir rahip gösterildi. O da rahibe gelerek kendisinin doksan dokuz kişi öldürdüğünü ve tövbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Rahip: Hayır, edilmez diye cevap verdi. Bu cevap üzerine katil o rahibi de öldürdü. Bununla sayıyı yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzü halkının en alimini sordu. Alim bir kimse gösterildi. Onun yanına gelince: Bu adam yüz tane insan öldürmüştür. Acaba Onun için bir tövbe yolu var mıdır? dedi. O: Evet vardır, insan ile tövbesi arasına kim girebilir? Sen filan yere git. Çünkü orada Allah'a ibadet etmekte olan bir takım insanlar vardır. Sen de onlarla beraber Allah'a ibadet et ve sakın bir daha kendi memleketine dönme. Çünkü orası kötü bir çevredir, dedi. Bunun üzerine adam gitti. Nihayet yolun yarısına vardığı zaman eceli geldi. Bu sefer rahmet melekleri ile azap melekleri çekişmeye başladılar: Rahmet melekleri: Bu adam tövbe ederek ve kalbi ile Allah'a yönelerek geldi dediler. Azap melekleri de: Bu adam hiç bir hayır işlememiştir dediler. Bu sırada insan kılığında başka bir melek geldi. Her iki taraf bu meleği aralarında hakem yaptılar. O melek: Şimdi siz buradan itibaren geldiği yer ile gideceği yerin mesafesini ölçün. Bulunduğu bu yer, hangisine daha yakın ise bu kimse oraya ait olur dedi. Melekler mesafeleri ölçtüler ve adamın gitmek istediği yere daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldılar."
Allah'ın Peygamber'i (a.s.) şöyle buyurdu: "Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı ki doksan dokuz insan öldürmüştü. Bu zat, yeryüzü insanlarının en aliminin kim olduğunu sordu. Kendisine bir rahip gösterildi. O da rahibe gelerek kendisinin doksan dokuz kişi öldürdüğünü ve tövbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Rahip: Hayır, edilmez diye cevap verdi. Bu cevap üzerine katil o rahibi de öldürdü. Bununla sayıyı yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzü halkının en alimini sordu. Alim bir kimse gösterildi. Onun yanına gelince: Bu adam yüz tane insan öldürmüştür. Acaba Onun için bir tövbe yolu var mıdır? dedi. O: Evet vardır, insan ile tövbesi arasına kim girebilir? Sen filan yere git. Çünkü orada Allah'a ibadet etmekte olan bir takım insanlar vardır. Sen de onlarla beraber Allah'a ibadet et ve sakın bir daha kendi memleketine dönme. Çünkü orası kötü bir çevredir, dedi. Bunun üzerine adam gitti. Nihayet yolun yarısına vardığı zaman eceli geldi. Bu sefer rahmet melekleri ile azap melekleri çekişmeye başladılar: Rahmet melekleri: Bu adam tövbe ederek ve kalbi ile Allah'a yönelerek geldi dediler. Azap melekleri de: Bu adam hiç bir hayır işlememiştir dediler. Bu sırada insan kılığında başka bir melek geldi. Her iki taraf bu meleği aralarında hakem yaptılar. O melek: Şimdi siz buradan itibaren geldiği yer ile gideceği yerin mesafesini ölçün. Bulunduğu bu yer, hangisine daha yakın ise bu kimse oraya ait olur dedi. Melekler mesafeleri ölçtüler ve adamın gitmek istediği yere daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldılar."
Rüyalar
Ebu Katâde (r.a.) anlatıyor:
Allah Resulü'nü (a.s.) şöyle buyururken işittim: "Rüya Allah'tan, hulm ise şeytandandır. Biriniz hoşlanmadığı çirkin bir rüya gördüğünde hemen sol tarafına üç defa tüflesin. Sonra o rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın. Böyle yaparsa o kötü rüya artık kendisine hiçbir zarar vermez."
Allah Resulü'nü (a.s.) şöyle buyururken işittim: "Rüya Allah'tan, hulm ise şeytandandır. Biriniz hoşlanmadığı çirkin bir rüya gördüğünde hemen sol tarafına üç defa tüflesin. Sonra o rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın. Böyle yaparsa o kötü rüya artık kendisine hiçbir zarar vermez."
Selam verme
Ebu Hureyre'nin (r.a.) ifade ettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "Binek üzerindeki kimse, yürüyene, yürüyen oturana, az (olan topluluk) da çoğa selam verir" buyurmuştur.
Allah Resulü (a.s.): "Binek üzerindeki kimse, yürüyene, yürüyen oturana, az (olan topluluk) da çoğa selam verir" buyurmuştur.
Kendisi için istediğini
Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi yahut komşusu için de istemedikçe (gerçek manada) inanmış olmaz."
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi yahut komşusu için de istemedikçe (gerçek manada) inanmış olmaz."
Hayır getiren işler
Abdullah b. Amr'ın (r.ahm.) naklettiğine göre:
Bir zat Hz. Peygamber'e (a.s.): "İslâm'da hangi işler daha hayırlıdır?" diye sordu. (Hz. Peygamber cevaben), "Yemek yedirirsin ve tanıdığın, tanımadığın herkese selam verirsin" buyurdu.
Bir zat Hz. Peygamber'e (a.s.): "İslâm'da hangi işler daha hayırlıdır?" diye sordu. (Hz. Peygamber cevaben), "Yemek yedirirsin ve tanıdığın, tanımadığın herkese selam verirsin" buyurdu.
İmanın şubeleri
Ebu Hureyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.): "İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir" buyurmuştur.
Hz. Peygamber (a.s.): "İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir" buyurmuştur.
Kelime-i Tevhid
Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Muaz b. Cebel binek üzerinde Hz. Peygamber'in arkasında iken Peygamber (a.s.) ona: "Ey Muaz!" diye nida etti. Muaz: "Buyur ey Allah'ın Resulü! Hazırım," dedi. Peygamber yine: "Ey Muaz!" buyurdu. Muaz: "Buyur! Ey Allah'ın Resulü hazırım," dedi. Hz. Peygamber tekrar: "Ey Muaz!" buyurdu. Muaz: "Buyur! Ey Allah'ın Resulü, hazırım," dedi. Allah Resulü: "Allah'tan başka İlah olmadığına ve Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna şahadet eden her kula Allah kesin olarak ateşi haram kılmıştır" buyurdu. Muaz: "Ey Allah'ın Resulü bunu insanlara haber vereyim mi ki sevinsinler?" dedi. Allah Resulü: "O takdirde (bu güvenceye) güvenerek tembellik ederler (de amel yapmazlar)" buyurdu.
Muaz b. Cebel binek üzerinde Hz. Peygamber'in arkasında iken Peygamber (a.s.) ona: "Ey Muaz!" diye nida etti. Muaz: "Buyur ey Allah'ın Resulü! Hazırım," dedi. Peygamber yine: "Ey Muaz!" buyurdu. Muaz: "Buyur! Ey Allah'ın Resulü hazırım," dedi. Hz. Peygamber tekrar: "Ey Muaz!" buyurdu. Muaz: "Buyur! Ey Allah'ın Resulü, hazırım," dedi. Allah Resulü: "Allah'tan başka İlah olmadığına ve Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna şahadet eden her kula Allah kesin olarak ateşi haram kılmıştır" buyurdu. Muaz: "Ey Allah'ın Resulü bunu insanlara haber vereyim mi ki sevinsinler?" dedi. Allah Resulü: "O takdirde (bu güvenceye) güvenerek tembellik ederler (de amel yapmazlar)" buyurdu.
Tevhid üzere ölen kimse
Ubade b. Samit'in (r.a.) rivayet ettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Her kim eşsiz, ortaksız bir tek Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, Meryem'in oğlu ve ona ilka ettiği kelimesi ve kendisinden (kendi tarafından yaratılmış) bir ruh olduğuna, Cennetin bir hakikat, ateşin bir hakikat olduğuna şahadet ederse, Allah o kimseyi Cennetin sekiz kapısının hangisinden dilerse oradan Cennete girdirecektir."
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Her kim eşsiz, ortaksız bir tek Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, Meryem'in oğlu ve ona ilka ettiği kelimesi ve kendisinden (kendi tarafından yaratılmış) bir ruh olduğuna, Cennetin bir hakikat, ateşin bir hakikat olduğuna şahadet ederse, Allah o kimseyi Cennetin sekiz kapısının hangisinden dilerse oradan Cennete girdirecektir."
İslam esasları
İbn Ömer'in (r.ahm.) naklettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'ın tekliğini kabul etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmek."
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'ın tekliğini kabul etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmek."
İslam'ın Rükünleri
Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatır:
Allah Resulü'ne (a.s.) bir şey hakkında soru sormamız yasaklanmıştı.
Bundan dolayı bedeviden akıllı bir kimsenin gelmesi ve bizler dinlerken Peygamber'e soru yöneltmesi hoşumuza giderdi.
(Bir keresinde) Bedevilerden bir kimse geldi ve şöyle dedi:
"Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve, Allah'ın seni Resul olarak gönderdiğini, senin söylediğini iddia etti (doğru mu?)."
(Allah Resulü:) "Doğru söylemiştir" buyurdu. O zat, göğü yaratan kimdir? diye sordu. (Hz. Peygamber) "Allah'tır" buyurdu.
Yine o, yeri yaratan kimdir? dedi. (Efendimiz), "Allah'tır" cevabını verdi.
O zat: Bu dağları diken ve onların aralarında (bunca) yaratıkları yaratan kimdir? dedi.
Allah Resulü yine "Allah'tır" buyurdu.
Bu sefer de o zat: Semayı yaratan, arzı halk eyleyen ve şu dağları yükseltip diken Allah'a yeminle soruyorum, Seni Allah mı Resul olarak gönderdi? dedi.
Peygamber: "Evet" buyurdu. O zat: Ve elçin, gündüzümüzde ve gecemizde üzerimize beş (vakit) namaz farz olduğunu söyledi? Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu. O zat: Seni, Resul olarak gönderene yemin olsun ki: Bunları sana Allah mı emretti? dedi. Allah Resulü: "Evet" buyurdu.
O zat: Elçin mallarımıza, zekât farz olduğunu söyledi, dedi. Hz. Peygamber yine "Doğru söylemiştir" buyurdu.
O zat: Seni Resul gönderene yemin ediyorum: Bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber: "Evet" buyurdu.
O zat: Senin elçin, senemiz içinde üzerimize Ramazan ayı orucunun farz olduğunu söyledi, dedi. Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu.
O zat: Seni, Resul gönderene yemin ediyorum: Bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber: "Evet" buyurdu.
O zat yine: "Senin elçin, yoluna gücü yetene Beyt'i haccetmenin üzerimize farz olduğunu söyledi?" dedi. Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu. (Enes) der ki: Sonra da o zat: "Seni hak ile gönderene yemin olsun ki bunların üzerine ne bir arttırır, ne de bunları eksiltirim" dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.) "Eğer doğru söylüyorsa mutlaka Cennete girecektir" buyurdu.
Allah Resulü'ne (a.s.) bir şey hakkında soru sormamız yasaklanmıştı.
Bundan dolayı bedeviden akıllı bir kimsenin gelmesi ve bizler dinlerken Peygamber'e soru yöneltmesi hoşumuza giderdi.
(Bir keresinde) Bedevilerden bir kimse geldi ve şöyle dedi:
"Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve, Allah'ın seni Resul olarak gönderdiğini, senin söylediğini iddia etti (doğru mu?)."
(Allah Resulü:) "Doğru söylemiştir" buyurdu. O zat, göğü yaratan kimdir? diye sordu. (Hz. Peygamber) "Allah'tır" buyurdu.
Yine o, yeri yaratan kimdir? dedi. (Efendimiz), "Allah'tır" cevabını verdi.
O zat: Bu dağları diken ve onların aralarında (bunca) yaratıkları yaratan kimdir? dedi.
Allah Resulü yine "Allah'tır" buyurdu.
Bu sefer de o zat: Semayı yaratan, arzı halk eyleyen ve şu dağları yükseltip diken Allah'a yeminle soruyorum, Seni Allah mı Resul olarak gönderdi? dedi.
Peygamber: "Evet" buyurdu. O zat: Ve elçin, gündüzümüzde ve gecemizde üzerimize beş (vakit) namaz farz olduğunu söyledi? Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu. O zat: Seni, Resul olarak gönderene yemin olsun ki: Bunları sana Allah mı emretti? dedi. Allah Resulü: "Evet" buyurdu.
O zat: Elçin mallarımıza, zekât farz olduğunu söyledi, dedi. Hz. Peygamber yine "Doğru söylemiştir" buyurdu.
O zat: Seni Resul gönderene yemin ediyorum: Bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber: "Evet" buyurdu.
O zat: Senin elçin, senemiz içinde üzerimize Ramazan ayı orucunun farz olduğunu söyledi, dedi. Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu.
O zat: Seni, Resul gönderene yemin ediyorum: Bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber: "Evet" buyurdu.
O zat yine: "Senin elçin, yoluna gücü yetene Beyt'i haccetmenin üzerimize farz olduğunu söyledi?" dedi. Peygamber: "Doğru söylemiştir" buyurdu. (Enes) der ki: Sonra da o zat: "Seni hak ile gönderene yemin olsun ki bunların üzerine ne bir arttırır, ne de bunları eksiltirim" dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.) "Eğer doğru söylüyorsa mutlaka Cennete girecektir" buyurdu.
İslam'ın Şartları
Talha b. Ubeydullah (r.a.) şöyle anlatır:
Necid ahalisinden saçı darmadağın bir kimse Allah Resulü'ne (a.s.) geldi. Uzaktan sesinin uğultusunu duyuyor, fakat ne söylediğini anlayamıyorduk. Nihayet Allah Resulü'ne yaklaştı. Anladık ki İslâm'ın ne olduğunu soruyor.
Allah Resulü de (a.s.): "Gündüz ve gecede beş namaz (var)" buyurdu. (O kimse:) Üzerimde bu namazlardan başka da var mı? diye sordu. "Hayır. Meğer ki kendiliğinden kılasın" cevabını verdi. (Allah Resulü:) "Bir de Ramazan ayı orucu" buyurdu. (O kimse:) "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. O da: "Hayır, meğer ki kendiliğinden tutasın" cevabını verdi. (Talha der ki:) Allah Resulü ona zekâtı da söyledi. (O zat yine:) "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" dedi. Yine Allah Resulü: "Hayır, ancak kendiliğinden vermen müstesnadır" buyurdu. Bunu takiben o (Necidli) adam: "Vallahi bunun üzerine ne arttırırım, ne de bundan eksiltirim" diyerek arkasına dönüp gitti. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): "Eğer doğru söylüyorsa kurtulmuştur" buyurdu.
Necid ahalisinden saçı darmadağın bir kimse Allah Resulü'ne (a.s.) geldi. Uzaktan sesinin uğultusunu duyuyor, fakat ne söylediğini anlayamıyorduk. Nihayet Allah Resulü'ne yaklaştı. Anladık ki İslâm'ın ne olduğunu soruyor.
Allah Resulü de (a.s.): "Gündüz ve gecede beş namaz (var)" buyurdu. (O kimse:) Üzerimde bu namazlardan başka da var mı? diye sordu. "Hayır. Meğer ki kendiliğinden kılasın" cevabını verdi. (Allah Resulü:) "Bir de Ramazan ayı orucu" buyurdu. (O kimse:) "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. O da: "Hayır, meğer ki kendiliğinden tutasın" cevabını verdi. (Talha der ki:) Allah Resulü ona zekâtı da söyledi. (O zat yine:) "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" dedi. Yine Allah Resulü: "Hayır, ancak kendiliğinden vermen müstesnadır" buyurdu. Bunu takiben o (Necidli) adam: "Vallahi bunun üzerine ne arttırırım, ne de bundan eksiltirim" diyerek arkasına dönüp gitti. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): "Eğer doğru söylüyorsa kurtulmuştur" buyurdu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)